Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/xmkrytzx/public_html/oeskidendiCom/wp-config.php:1) in /home/xmkrytzx/public_html/oeskidendiCom/wp-includes/feed-rss2.php on line 8
o'Eskidendi http://oeskidendi.com Eskide kalanları hatırlamak için... Wed, 22 Feb 2012 21:35:57 +0000 en hourly 1 http://wordpress.org/?v=3.3.1 Volfied http://oeskidendi.com/bilgisayar/volfied/ http://oeskidendi.com/bilgisayar/volfied/#comments Fri, 19 Jun 2009 07:26:39 +0000 shibby http://oeskidendi.com/?p=131 1991′den beri hayatımızda Volfied. 80′li nesiller iyi bilir, henüz bilgisayarın yeni çıktığı dönemlerde, yılların eskitemediği bir uzay oyunu olacağı tahmin bile edilemezdi. Windows 95 yüklü bilgisayarımda en popüler iki oyundan biriydi…
15 Bölümlük efsane oyun Volfied’de amacımız basit: Gezegeni kurtçuklardan kurtarmak. Bazen salyangoz, bazen yengeç, bazen de yılan olarak karşımıza çıkıyorlar. Yapmanız gereken düşmanın alanını küçülterek sıkışmasını sağlamak. Kenar ve orta bölgelerde yer alan duvarları keserseniz ekstra bonus kazanıyorsunuz. Bu bonuslar S ve L harfiyle gösteriliyor. S harfi kazanıldığında geminiz hızlanıyor. L harfi kazanıldığında ateş edebiliyorsunuz. Böylelikle kurtçukları hemen öldürebiliyorsunuz.

Ana gemiyi yani düşmanı öldürmenin yollarından bir diğeri ortada yer alan kırmızı top. Bu bölgeyi kestiğiniz zaman düşman yeniliyor. Böylelikle bir sonraki bölüme geçiyorsunuz. En fazla yüzde 99.9 oranında sıkıştırabiliyorsunuz. Bu size 500.000 puan kazandırıyor. %99.8′lik küçültmede 350.000, %99.7′lik küçültme ise size 300.000 puan kazandırıyor. Bölümü tamamlamak için ekranın yüzde 80′lik dilimini kesmeniz yani ufaltmanız gerekir. Bölgeyi ufalttıkça arka planda bir sonraki bölümü görebiliyorsunuz. 16. Bölüme geçebilmek için bütün zorlukları (easy,medium,hard) bitirmeniz gerekir.

LCD ekranlı, güçlü işlemciye sahip, son teknoloji bilgisayarda bile yeri doldurulamayacak bir oyun.

Bu efsane oyunu indirmek için tıklayın.. Sadece 426 kb..

]]>
http://oeskidendi.com/bilgisayar/volfied/feed/ 1
Yurtlarda Mesajlaşma http://oeskidendi.com/hatiralar/yurtlarda-mesajlasma/ http://oeskidendi.com/hatiralar/yurtlarda-mesajlasma/#comments Sat, 15 Nov 2008 08:06:28 +0000 devrim http://oeskidendi.com/?p=117 ODTÜ yurtlarında, cep telefonu daha icat edilmemişken, bir başka yurtta kalan vatandaşa ileteceğimiz mesajı yurt girişlerindeki odalara ait kutulara koyardık.

Mesaj kağıtlarımız genelde eski ilanların A7 boyutunda kesilmiş haliydi.

]]>
http://oeskidendi.com/hatiralar/yurtlarda-mesajlasma/feed/ 0
unix talk http://oeskidendi.com/bilgisayar/unix-talk/ http://oeskidendi.com/bilgisayar/unix-talk/#comments Sat, 15 Nov 2008 07:55:14 +0000 devrim http://oeskidendi.com/?p=115 Biz eskiden, çok eskiden, üniversitede öğrenciler arasında unix talk ile mesajlaşırdık. Mail_lerimizi okudumuz ekran (unix konsolu araılığıyla) aynı zamanda chat ekranımızdı.

]]>
http://oeskidendi.com/bilgisayar/unix-talk/feed/ 2
Ulubatlı Souness http://oeskidendi.com/spor/ulubatli-souness/ http://oeskidendi.com/spor/ulubatli-souness/#comments Sun, 21 Sep 2008 22:02:20 +0000 admin http://oeskidendi.com/?p=111 1995–1996 sezonunda 11 Nisan 1996 tarihindeki Türkiye Kupası final ilk maçını Carlos Alberto Parreira yönetimindeki Trabzonspor ile şampiyonluk mücadelesi veren Fenerbahçe’ye karşı 1–0 kazanan Graeme Souness yönetimindeki Galatasaray ligde kupa ümidi kalmayınca bütün umudunu Türkiye Kupasına bağlamıştı. 24 Nisan 1996 tarihindeki ikinci maçın ilk yarısında Aykut Kocaman’ın golüyle geriye düşen Galatasaray maç boyunca daha üstün oynayan Fenerbahçe’nin ataklarını durdurmayı başarmış ve 116. dakikada sol kanattan yaptığı atakta İlyas Karaman’ın yaptığı ortayı alan Dean Sounders topu filelerle buluşturması ile kupayı kazanmıştır. Hem 3 yıl aradan sonra Türkiye Kupasını yeniden kazanmalarının sevinci hem de Graeme Souness’un maç sonrasında vereceği demeçte de söyleyeceği gibi herkesin maç öncesi Fenerbahçe’yi favori olarak göstermesinden dolayı eline aldığı Galatasaray bayrağını Şükrü Saraçoğlu stadının ortasına dikmiştir. Galatasaray tarihinin unutulmaz anlarının birinin altına imzasını atan Graeme Souness bu olaydan sonra Ulubatlı Souness olarak anılacaktır. Bu olay maçı bir ev dolusu Galatasaraylıyla izleyen ben ve tüm Fenerbahçeliler arasında bir şok etkisi yaratmış, haftalarca basında tartışılmış ve hatta yabancı basında bile yer almıştır.

Hiçbir galibiyetin bu olayı gölgeleyemeyeceğini düşünmeme rağmen Fenerbahçe elbette bu maçın rövanşını tarihe yazılacak maçlarla alırken Galatasaraylı oyuncuların yenilmelerine rağmen Fenerbahçe’nin “Bayrak dikme” olayının rövanşını almaması için Ali Sami Yen stadının orta yuvarlağını korumaya çalışmaları, Fenerbahçeli tarafların “Nöbet çizelgesi: “01–03: Sabri, 03–05: Necati, 05–07: Emre, Nöbetçi Çavuş: Adnan Polat, FİRAR: Özhan Canaydın” şeklinde esprilerine ve “Bayrağı diksek böyle keyifli olmazdı” yorumlarına sahne olmuştur.

“Bayrak dikme” olayından 10 yıl sonra 2005–2006 sezonunda 22 Nisan Cumartesi günü yapılacak olan derbiden önce Fenerbahçe’nin tarih yazdığı maçlardan birinin sonucuna hitaben hazırlattığı “6–0” ürünlerini ve Galatasaray’ın ise “Bayrak diken Souness” ürünlerini hazırlatması takım yetkilileri tarafından tesadüf olarak açıklandı. Bizde yedik :)

Graeme Souness Şükrü Saraçoğlu stadına bayrak dikme anını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz.

Ulubatlı Souness

]]>
http://oeskidendi.com/spor/ulubatli-souness/feed/ 0
Bu Dünyanın Dışından (Out of This World) http://oeskidendi.com/dizi/bu-dunyanin-disindan-out-of-this-world/ http://oeskidendi.com/dizi/bu-dunyanin-disindan-out-of-this-world/#comments Tue, 16 Sep 2008 09:35:33 +0000 admin http://oeskidendi.com/?p=108 İşaret parmak uçlarını birbirine dokundurup zamanı durdurabilen haşarı kız Evie…  1987-1991 yılları arasında yayımlanmış dünya televizyonlarında gösterilmiş, TRT 2′de de yayınlanmış ve zamanında çok severek izlemiş harika bir diziydi. Bu dizi sayesinde  gizli gizli zamanı durdurmaya çalışmışlığım olmuştur. En sevdiğim bölümlerinden biri sınavda zamanı durdurup tüm soruları çözmesi idi. Evie’nin annesi dünyalı, babası ise Anteria gezegeninden bir uzaylı olduğu için kızımızın sihirli güçleri vardı. (zamanı durdurabilmek, biryerden biryere ışınlanmak vb..) Babası Troy Anteria’da yaşardı ve kızını görmeye gelemezdi o yüzden kızına bir kristal küp hediye etmişti. Evie babası ile istediği zaman bu küp vasıtası ile konuşabiliyordu.

]]>
http://oeskidendi.com/dizi/bu-dunyanin-disindan-out-of-this-world/feed/ 1
Bay Meraklı http://oeskidendi.com/cizgi-film/bay-merakli/ http://oeskidendi.com/cizgi-film/bay-merakli/#comments Mon, 15 Sep 2008 17:01:52 +0000 admin http://oeskidendi.com/?p=105 1969 yılında İtalyan Osvaldo Cavandoli tarafından bir reklam filmi için çekilen Bay Meraklı (Orijinal adıyla La Linea) bizim hayatımıza TRT-1’de rahmetli Cenk Koray’ın sunduğu Stüdyo Pazar programı ile girdi.

Bizim izlediğimiz bölümleri siyah beyaz olmasına rağmen orijinalinde zemin rengi Bay Meraklı’nın ruh haline göre renk değiştirirdi. Çoğunlukla çizerimizin Bay Meraklıyı ekrana çizmesi ile başlar, daha sonra kâh Bay Meraklının başına olmadık işler gelir, kâh çizerle kavga eder ve bizi böylece ekran başına kilitlerdi. Hele birde gülmesi yokmuydu puuffrrrsss, diye gülmesine ayrı bir gülerdim. Birde sevgili Bay Meraklının sahneden düşmesi vardı ki çoğu zaman çizerin tuzaklarından biri olurdu.

Sonralarda Vestel reklamlarıyla anımsadığımız Bay Meraklıyı özleyenler küçük bir bölümünü izlemek için buradan buyurun.

Bay Meraklı – La Linea

]]>
http://oeskidendi.com/cizgi-film/bay-merakli/feed/ 0
Kaptan Tsubasa http://oeskidendi.com/cizgi-film/kaptan-tsubasa/ http://oeskidendi.com/cizgi-film/kaptan-tsubasa/#comments Sun, 14 Sep 2008 09:51:19 +0000 Umut http://oeskidendi.com/?p=96 Tsubasa Oozora, Dünya Kupası‘nı Japonya adına kazanmak isteyen ve futbolu çok seven bir ilkokul öğrencisidir. Babası dünyayı dolaşan bir kaptan olduğu için annesiyle yaşar. Aile, Nankatsu’ya taşınır. Nankatsu şehrindeki yerel okul olan Nankatsu İlkokulu ve özel okul olan Şuutetsu arasından bir seçim yapması gereken Tsubasa, Şuutetsu ilkokulundaki yetenekli kaleci Genzo Wakabayashi’ye rakip olmak için Nankatsu okuluna kaydolmaya karar verir. Burada Tsubasa futbol sevdalısı Ryou Ishizaki ve Nankatsu’ya destek veren, futbolu seven bir kız olan Sanae ile tanışır. Tsubasa’nın babasının arkadaşı Brezilyalı futbolcu Roberto Hongo, Tsubasa’yı futbol konusunda geliştirmeye başlar. Yakın zamanda o da Nankatsu ilkokulu takımının koçu olur ve takımı eğitirken, Tsubasa’ya özel vuruş teknikleri öğretir. Bu sırada babasının işi yüzünden hep dolaşmak zorunda kalan Taro Misaki, takıma katılır ve Tsubasa’nın en iyi arkadaşı olur. Tsubasa ve Misaki “Altın İkili” olarak bilinirler ve Nankatsu bölge takımına ulusal turnuvada şampiyonluğu kazandırırlar. Bu sırada Kojiro Hyuga, Ken Wakashimazu, Jun Misugi, Hikaru Matsuyama gibi önemli yeteneklerle tanışır ve onlarla karşı karşıya oynarlar. Nankatsu takımı Taro Misaki ve Genzo Wakabayashi’nin ayrılmasına rağmen Tsubasa’nın önderliğinde 3 yıl daha üst üste ulusal şampiyon olur. Ardından Japonya’nın en iyi oyuncularından bir Japonya genç takımı kurulur ve bu takım 16 yaş altındaki oyuncular için dünya şampiyonluğunu kazanırlar. Hikayenin sonunda Tsubasa mezun olur ve futbol hayatını Brezilya’da devam ettirme kararı alır.

Kısaca bir maçın en az iki bölüm sürdüğü, bir şutun ayaktan çıkş şiddetine göre 2-3 saniyede alacağı mesafeyi 3 ila 5 dakika arasında aldığı, fizik kurallarını alt üst eden hareketlerin yapıldığı ilginç mimik ve jestlerin olduğu, ekrana şapşal şapşal baktığımız unutulmaz (efsane) bir çizgi film.

Tsubasa hakkında bilinmeyenler:

  • Japonya’da sporu sevdirdiği için Japonya Futbol Federasyonu tarafından desteklenmektedir.
  • Ünlü Japon futbolcular Hidetoşi Nakata ve Seigo Narazaki futbolu meslek olarak seçmelerinde serinin etkisi olduğunu söylemişlerdir.
  • Irak‘taki Japon yardım arabası da animenin popülerliği dolayısıyla Iraklıların korkularını yenmeleri için Tsubasa resimleriyle donatılmıştır.
  • Shaolin Soccer adlı film de seriden esinlenmiştir.

Aşağıda size çizgi filmin karakterlerini tanıtayım.

  • Tsubasa Oozora: 10 numarayı giyen orta saha. Muhteşem bir yeteneği olmasına karşın iyi kişiliğiyle de rakiplerinin sevgisini kazanıyor. Kendine has şut teknikleri var.
  • Kojiro Hyuga: 9 numarayı giyen forvet. Ailesini geçindirmek için futbola başlamıştır. Kendini geliştirmek için çok çalışır. Bazen çok sert olsa da nazik davranmaya çalışır. Kendine has şutu olan kaplan (tiger) şutunu kulanır.
  • Hikaru Matsuyama: 12 numarayı giyen libero. Top kontrolü ile dikkat çeker. Kartal Vuruşu adlı topun yere yakın gittiği kendine has bir vuruşu vardır.
  • Taro Misaki: 11 numarayı giyen orta saha. Tsubasa’nın en iyi arkadaşıdır. Babasının gezici ressam olması nedeniyle Japonya’daki birçok yeri ve hikayenin ileriki kısımlarında da Dünya çapında bazı yerleri gezmiştir. Bu yüzden birçok karakterle beraber oynamıştır. Güleryüzü ve yetenekleri ile dikkat çeker.
  • Makoto Soda: 7 numarayı giyen defans oyuncusu. Hakemden gizli olarak karşısındakini nasıl sakatlayacağını bilir. Hızlı bir oyuncudur ancak her an biriyle kavgaya tutuşabilir.
  • Jun Misugi:14 numarayı giyen defans ve koç. Çok büyük bir yetenek olmasına karşın kalp sorunu yüzünden kısa süreler oynayabilmiştir. Ancak daha sonra tamamen düzelmiştir. Taktik okumakta çok ustadır.
  • Shun Nitta: 18 numarayı giyen forvet. Genç bir oyuncudur. Kısa zamanda hızlanmasıyla dikkat çekmektedir. Bazen saldırganlaşsa da birçok oyuncu tarafından saygı duyulan bir oyuncudur.
  • Genzo Wakabayashi:22 numarayı giyen kalecidir. Taktığı şapka ile dikkat çeken, çok az gol yiyen bir kalecidir. Hislerini kendisine saklar ve takım arkadaşlarına saygılıdır. Çocukluğundan beri en büyük isteği dünyadaki en iyi kaleci olmaktır.Önemli özelliklerinden biride ceza sahası dışından gol yememesidir. 
  • Ken Wakashimazu:17 numarayı giyen kaleci. Eski bir kareteci olması nedeniyle kalecilikte bu yeteneklerini kullanır. Hyuga’nın yakın arkadaşıdır. Wakabayashi ile bir rekabet içindedir. Son seride forvette oynamışlığı vardır.
  • Mamoru Izawa: 8 numarayı giyen orta saha. Genelde yedek oturmaktadır. Kisugi ve Taki ile paslarıyla dikkat çeken bir üçlü oluşturmuşlardır. Uzun boyu nedeniyle hava toplarında çok etkilidir.
  • Masao Tachibana: Müthiş bir forvet oyuncusudur. Kardeşi Kazuo ile birlikte süper hareketleri vardır. Nankatsu’nun başına birçok kez bela olmuştur.
  • Kazuo Tachibana: Hem hızı, hem tekniği, hem de bitirciliğiyle tanınır. Kardeşi Masao ile birlikte bitirici hareketleri vardır.
  • Hajime Taki:  13 numarayı giyen forvet. Genelde yedek oturmaktadır. Kisugi’nin iyi arkadaşı olan Taki hızlı top sürmesiyle dikkat çeker.
  • Teppei Kisugi: 19 numarayı giyen forvet. Genelde yedek oturmaktadır. Taki ve Izawa ile birlikte hızlı paslarıyla dikkat çeken bir üçlü oluşturmuşlardır.
  • Karl Heinz Schneider: 11 numarayı giyen forvet. Alman takımının kaptanıdır. Wakabayashi’nin en çok korktuğu forvettir. Oyuncu Tsubasa’ya hem yetenekleri yönünden hem de iyi kalpliliği yönünden benzer. (Karl Heinz Rummenige’den esinlenewrek yapılmıştır)
  • Carlos Santana:  11 numarayı giyen forvet. Brezilyalıdır. Tsubasa’ya birçok kez rakip olmuştur. (Fenerbahçedeki santanadan esinlenerek yapılmıştır. Ayrıca zicoda oyunlarda ayrı bir karakter olarak kendine yer edinmiştir)
  • Sanae Nakazawa: Nankatsu zamanından Tsubasa’nın arkadaşı, daha sonra eşidir. Son seride hamiledir.
  • Kumi Sugimoto: Sanae’nin en iyi arkadaşıdır. Önce Tsubasa’ya aşık olmış, daha sonra Sanae’yi sevdiğini öğrenince ikisinin birlikte olmasına yardım etmiştir.
  • Roberto Hongo: Oynadığı bir maçta aldığı bir darbeyle oluşan gözündeki ağır retina hasarı nedeniyle emekli olan Japon asıllı Brezilyalı bir futbolcu. Tsubasa’yı eğitmiş ve Nankatsu ilkokul takımını yönetmiştir. Hikayenin ileriki kısımlarında Brezilya Genç takımının da antrenörlüğünü yapar.
  • Hermann Kaltz: Alman milli takımının vazgeçilmez oyuncularındandır. Birebir markajın ustasıdır ve Captain Tsubasa serisinin ağır toplarındandır.
  • Ramon Victorino: Uruguay milli takımının kaptanıdır. Serinin en hızlı karakterlerinden biridir. 100 metreyi 10 sanıyenin altında 36 km/h ile koşabilir. Lakabı “Kara Panter”dir.
  • Salinas: Brezilya kalesini koruyan atletik kalecidir. Final maçına kadar tek bir gol bile yememiştir.
  • Juan Diaz: Arjantin takımının kaptanıdır. Tsubasa gibi Drive Shoot (Kavisli Vuruş) tekniğini kullanabilir. Sahanın içinde farklı akrobatik hareketler yapabilir. Aniden hızlanabilen çok yetenekli oyuncudur. Maradona’dan esinlenerek yaratılmış bir karakterdir.

Aşağıdan Nankatsu-meiva final maçı videosunu izleyebilirsiniz.

Nankatsu-Meiva Final Maçı

]]>
http://oeskidendi.com/cizgi-film/kaptan-tsubasa/feed/ 2
Ejderin Acı Çığlığı: Buruş Li http://oeskidendi.com/sinema/ejderin-aci-cigligi-burus-li/ http://oeskidendi.com/sinema/ejderin-aci-cigligi-burus-li/#comments Thu, 04 Sep 2008 09:40:42 +0000 Kirisch http://oeskidendi.com/?p=93 6-9 yaşlarımızda mahalledeki tüm çocukların tek bir kahramanı vardı; Bruce Lee.

1940, San Fransisco, ABD doğumlu Çin kökenli bu Kung Fu savunma sanatı ustası Bruce Jun Fan Lee’yi aslında o yıllar biz, dilimiz dönmediği için olacak, “Buruş Li” olarak bilirdik. 11 yaşımda gerçek adını öğrendiğimde hayrete düştüğümü hatırlıyorum.

O yıllar “Buruş Li”nin (müsadenizle kendisinden sevdiğim adıyla bahsedeceğim) her filmini heyecanla bekler, biletlerimizi bir gün önceden alırdık. Filmin kendisi, öncesi ve sonrası şiddet dolu olduğu için kızlar bu aktiviteye dahil edilmezdi. Fuayesinde Tommiks, Texas, Zagor ve Mandrake sayılarının takas edildiği, kantininden muhakkak peynirli poğaça ve –iddia ediyorum dünyanın en lezzetlisi- Bağlar Gazozu alınan sinemada film başladığında çıt çıkmazdı. Kâh küçük Çin kasabası’nı haydutların zulmünden koruduğu, kâh öldürülen anne-babası ve ırzına geçilen bacısının intikamını aldığı, kâh Kung Fu okulu adına turnuvalara katılıp 2 metrelik siyahi rakibini darmadağın ettiği filmlerindeki her hareketi nefesler tutulmuş şekilde seyredilirdi. Sinema çıkışında ise tüm çocuklar, ergen tekeler misali, seyrettiğimiz filmdeki hareketleri “Buruş Li” çığlıklarıyla birbirimiz üzerinde denerdik. Bu arbede sırasında 2-3 arkadaşımızın kol veya bacağını kırdığı olmuştur.

Çocuk dünyamızın bu çekik gözlü kahramanına bir selam benden; elbette en az kendisi kadar karizmatik ve esrarengiz ölümüyle de yine babasının izini birebir takip eden, Crow filmi ile gönüllerde taht kurmuş oğlu Brandon Lee’yi unutmamak gerek.

]]>
http://oeskidendi.com/sinema/ejderin-aci-cigligi-burus-li/feed/ 1
Clémentine (nasıl bir çizgi filmdin sen öyle?) http://oeskidendi.com/cizgi-film/clementine-nasil-bir-cizgi-filmdin-sen-oyle/ http://oeskidendi.com/cizgi-film/clementine-nasil-bir-cizgi-filmdin-sen-oyle/#comments Mon, 01 Sep 2008 10:04:48 +0000 Deniz http://oeskidendi.com/?p=89 TRT’1 de Cumartesi günleri yayınlanan, heyecan ve korku içinde izlenen ve izlemekten de vazgeçilemeyen, her hafta Allah’ım lütfen Clémentine’e bir şey olmasın diye dua ettiren enteresan çizgi film..
O Malmot denen yaratık sürekli Clémentine’in peşindeydi, kızcağız her seferinde ramak kala kurtuluyordu (küre ile gelen iyilik perisi kıvamındaki Hemera sağ olsun) İşin en psikopat yanı Clémentine kimseye güvenemezdi çünkü o pis Malmot peşine adam takıp sürekli kıza tuzak kuruyordu, Clémentine kurtulunca da o adamları solucana çevirip ateşler içinde ölmelerini izliyordu…
Korkudan resmen ölüyordum ya hatta olayı abartıp kendime bir korku battaniyesi edinmiştim. O da nedir diye sorarsanız ananenin kalmış yünlerinden kare şeklinde birsürü örgü yapması sağlanır. O renk renk kareler (şöyle 70–80 küçük kare oluyor) birbirine dikilir ve battaniye elde edilir. Korku battaniyesi olmasının nedeni ise film seyrederken üstünüze örtersiniz ve delikten (yün örgüdeki delik olayı) filmi rahatça izlersiniz. Korktun mu hemen kapan battaniyenin içine, iyi göremiyorsan parmağınla deliği büyütebilirsin :)
Düşünürüm hala ben orda acılar içinde kıvranarak çizgi filmi izlerken kimse fark etmedi mi acaba (anne, baba vs..) yada amann çizgi filmdir bişey olmaz diye mi düşünüldü.. Of of…….

Clémentine 1985 yılında yapılmış. Yazarı Bruno-Rene Huchez, senaristleri Gilles Taurand, Olivier Massartmış. Müziği Paul Koulak tarafından yapılmış. Sözleri;

clémentine, quand tu fermes les yeux
tu devines le merveilleux
clémentine, prends nous dans ta bulle bleue
tant pis si c’est dangereux

quand on a seulement 10 ans
souvent on voudrait bien être plus grand
pour partir en avion en s’envolant d’un coup de vent
tout là-bas vers l’horizon
on fait comme la p’tite clémentine
on rêve de nuits de chine, de nuits câlines
et tout va beaucoup mieux quand hemera vous tend les bras
le mal fuit, le mal s’en va

clémentine, tu te bats jour et nuit
tu défies la maladie
clémentine, on ne te quitt’ra pas
et un jour tout s’arrang’ra

la terre est si belle vue du ciel
ca donne envie de vivre près du soleil
a chaque tour d’hélice, on pousse des cris, on s’émerveille
comme c’est bon d’avoir des ailes

allons ensemble nous promener
et faire le tour du monde sans nous presser
il y a tant d’amis qu’on a envie de rencontrer
clémentine va nous guider

Çizgi filmin girişi…

Clementine

]]>
http://oeskidendi.com/cizgi-film/clementine-nasil-bir-cizgi-filmdin-sen-oyle/feed/ 1
Türkiye İş Bankası Kumbarası http://oeskidendi.com/oyuncak/turkiye-is-bankasi-kumbarasi/ http://oeskidendi.com/oyuncak/turkiye-is-bankasi-kumbarasi/#comments Thu, 28 Aug 2008 09:54:34 +0000 admin http://oeskidendi.com/?p=61 Evet, o parlak, dökme metal, çarpmasın diye kapıların önlerine koyulabilinecek kadar ağır, vitrinlerimizin süsü, sevdiğimiz, meşhur kumbaramız. İki ucunda, biri içinde tırtıklı dişler olan bozuk para girişi, diğerinde kağıt paraları rulo yapıp atabileceğimiz yuvarlak girişleri vardı. Açması mümkün değildi. Ya annemizde ya da bankada olurdu anahtarı. Benimkinin anahtarı kimdeydi anımsayamıyorum ama bildiğim şey kapağını o kadar çok kurcalamıştım ki en son açıldıktan sonra bir daha kapanmadı :)

1980’lere ait olduğu sanılmasına karşın 1928 yılına aittir ve Türkiye İş Bankasının kuruluşunun 4. yılında o zaman genel müdür olan Celal Bayar’ın düşüncesidir. İlk başta çok tutulmayacağı düşüncesi ile Almanya’dan 2000 adet getirilen kumbara, 1929’da dünyadaki ekonomik krizin etkisi olarak Türkiye’de yerli malı kullanmanın ve para biriktirmenin politik olarak benimsenmesi ile kumbaraya büyük bir talep oluyor. Talepler ithal edilerek karşılanamayınca Şakir Zümre adlı döküm fabrikasında üretmeye başlıyorlar.

Kumbaraya rağbet o kadar büyük oluyor ki 1932 yılında 5 yıl boyunca 3 ayda bir yayımlanacak “İş Kumbarası”adında bir dergi bile hazırlanıyor ve kumbara alanlara hediye ediliyor. Dergide her şey kumbara ve para biriktirme üzerine. Dönemin ünlü insanlarıyla röportajlar yapılıyor, hikayecilerine hikayeler yazdırılıyor ve hatta Faruk Nafiz Çamlıbel’e ‘Kumbara’ adında bir oyun yazdırılıyor ve okullarda bu oyun oynanıyor.

Şimdilerde yeniden verildiğini duydum, bizler gibi şimdikilerde kendi dönemlerine ait olduğunu sanacaklardı ama artık yazdım kusura bakmasınlar :)

]]>
http://oeskidendi.com/oyuncak/turkiye-is-bankasi-kumbarasi/feed/ 0